İstanbul'dan yola çıkan kocaman yürekli iki adam topladıkları 100 bin imzayı Ankara'ya Meclis'e ulaştırmak için yürüyorlar.
Bir baba 6 yaşındaki oğlunu kaybetmenin acısını dertop etmiş çocuğuna olanların başka çocuklara olmasını engellemek için yürüyor. Okulunda, tek başına gönderildiği tuvalette yerine tutturulmayan lavabonun kırılarak şahdamarının kesilmesi sonucu ölen anasınıfı öğrencisi Efe Boz'un babası Kemal Boz yürüyor. Yanıbaşında aynı acıyı yüreğinde duyarak ona eşlik eden bir öğrenci velisi Kemal Özdeş'le birlikte; bacaklarına giren ağrılara, kramplara, su toplayan ayaklarına, kar ve soğuğa aldırmadan yürüyor.. yürüyorlar…
Boz Ailesinin Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğüne açtığı davada, müdürlüğün yaptığı " Oğlunuzun yaramaz bir çocuk olduğunun, çocuğun ölümünden kendisinin sorumlu olduğu ve bu nedenle idareye yüklenilen ihmal ve hatanın olmadığı.." yönündeki savunmanın yanı sıra Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun aileyi arayarak "Olayı siyasete malzeme olarak kullanılmasına izin veriyorsunuz." sözleri üzerine baba Kemal Boz yürümeye başlıyor.
Minik Efe sağlam olmayan lavobo yüzünden öldü. Ankara Keçiören Atatürk İlköğretim Okulunda 6. sınıf öğrencisi Anıl Karagöz sınıfta oynarken bel hizasından aşağıda olan pencereyi görmeden 4. kattan düşerek öldü. İzmir Şehit Şamlı Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi Anıl Erden otomatik
okul kapısına başı sıkışarak öldü. Umut okul bahçesindeki foseptik çukuru yüzünden, Ve daha
birçok ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan benzer örnekler okullardaki öğrencilerin can güvenliğinin olmayışını gözler önüne seriyor.
Minik Efe’nin babası, “sınıflara giriş çıkış kapılarının açılış yönü, merdiven ve trabzanların yüksekliği-boşlukları, pencerelerin yerden yüksekliği, demir kapıların insana duyarlı otomatik sensörlü olması, elektrik kabloların güvenliği, sivrilik ve köşelerden uzak durulması gibi talepleri içeren 100 bin imzayla Ankara’ya yürüyor.
Çocuk ihmal ve istismarlarında sadece yetkililerin sorumlu tutulması, cezalandırılması veya istifa ettirilerek kişileştirilmesi, bunun bir sistem sorunu olarak sorgulanması gerekliliğinin üstünü örtme çabalarıdır." 23 Nisan'da imzalarımız Meclis'e kabul edilirse bu da çocuklara hediyemiz olsun." diyen Kemal Boz'un İstanbul Ankara yürüyüşü asıl hedefe önemli bir katkı sağlıyor. Minik Efe’ye olanın başka çocuklara olmasını engellemek, toplumda çocukların başına gelenlere duyarlılık konusunda bilinç yaratmak için; aileler arasında, okul aile birliklerinde, okul ve öğrenci derneklerinde konuyla ilgili bilgi edinme, bilgilendirme ve çözüm arayışları çabaları büyük önem taşıyor.
Çocuklara yönelik riskleri araştıran, ayrıştıran, veri toplayan ve öncelikli görevleri arasında bunları analiz etmek olan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçtiğimiz günlerde kamuoyuyla paylaştığı Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nı lütfen okuyun. Yapılan açıklamalarla ülkemiz gerçeklerinin bilimsel araştırmalara ters düşme pahasına nasıl çarpıtıldığını, bir kurumun iktidar tarafından nasıl propaganda şirketine çevrildiğini göreceksiniz.
Çocuklarımızın özgürce gelişebilmelerinin önündeki tüm engellerin kaldırıldığı bir toplumda tek imtiyazlı sınıf olarak evde, sokakta, okulda bayram sevinciyle yaşayabilmeleri için; çocuklarımıza yönelik her bir ihmal ve istismar vakasını kabul edilemez bulan bir yaklaşımı benimseyerek ülke ve dünya gerçekleriyle yüzleşme cesaretini gösterebilmeliyiz.
teşekkürler dostum.o zaman okuyamamışım.şimdi gördüm.sevgiyle
YanıtlaSilkemal özdeş