Son yıllarda kadınlara karşı cinsel taciz ve tecavüz olaylarının yanısıra, kadınlara yönelik cinayetler de hat safhaya ulaştı. Hemen her cinsel taciz ve tecavüz olayının ardından hafifletici neden aranması, gerekçeler uydurulması, kadınlara yöneltilen haksız suçlamalar öyle bir düzeye ulaştı ki, ülkenin dört bir yanında kadınlar "yeter artık" diyerek sokaklara çıktılar.
Kadını eve hapseden, töreyle, dini dogmalarla ömürlerini çürüten burjuva feodal aile kurallarıyla emek sömürüsünün birleşerek katmerleştiği sorunların çözümünde, emekçi kadınların katılımlarıyla zenginleşip kitleselleşmeyen mücadeleler bireysel özgürlüklerle sınırlandığı tepkisel eylemlerden öteye geçebilir mi?
Tarih göstermiştir ki, birer lütuf olarak yasalarla belirlenmiş haklar, kadınların eşit haklarının farkına varabilmelerinin bilincini ve bunlardan yararlanmalarının fiili koşullarının da yaratılmadığı koşullarda siyasetin 'kadına tanınan hakları vermek' adına düzenlediği yasalar havada uçuşan birer kağıt parçacıkları olmaktan öteye geçmemiştir. Ancak uzun mücadeleler sonucunda kazanılmış haklar, yine büyük çaba ve ağır bedeller ödenerek korunabilmiş yeni kazanımlar elde edilebilmiştir.
Sistem içi partilerin kadınlara ekonomik, politik ve toplumsal eşit haklar temelinde şekillenen kadının istek ve düşüncelerinden bağımsız olarak "kadın sorununu çözeceğiz" söylemi, kadınların kurtuluşu ile toplumsal kurtuluş arasındaki bağları koparmayı amaçlayan retorikten (aldatıcı söylemden) ibarettir. Bu partilerde, vekillik meşruiyetini daha seçilmeden kaybetmiş adaylardan politika üretmeleri değil lider sultasının devamlılığını sağlamada hizmet-bir çeşit odacılık- beklenmektedir. CHP' de geçmişte yaşanan kara çarşaflı kadınları partiye üye kaydetme girişimleriyle bugün ki türban açılımları, siyasetteki adıyla 'ışıltılı vitrin yapma', siyasetin bir 'idare etme' işlevine dönüştüğünün apacık bir göstergesidir de.
AKP'nin seçimleri kazanmasında kadınların önemli bir rolü bulunmaktadır. Türkiye'nin bütün il ve ilçelerinde örgütlü olan tek 'Kadın Komisyonları' AKP'ye aittir. AKP'nin sultasına zarar verecek olay ve durumlara kadın kalabalığının öne sürülmesi ya da 'türban mücadelesi' etrafında kadınlı erkekli gösteriler için bu kalabalığı harekete geçiriyor olması kadın sorununun çözümünde AKP'nin kadına verdiği değerle görüntüde kullanımı arasındaki ters orantıyı gözler önüne seriyor. AKP'nin siyaset yapmada en önemli kozu kadının mağduriyeti üzerine oynadığı türban takmaları için sokaklara dökülen erkekler, kocalarının şiddetine maruz kalan kadınlar için bir tepki göstermiyorlar. Yaşanan kadın katliamları karşısında Kadın Ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı münferit bir olay diyebiliyor.Ulaşmaya çalıştığımız ileri demokrasi(!) yolunda savcılar, şiddete karşı suç duyurularını önemsemiyor. Mahkemeler, kadın cinayetlerinde 'tahrik' indirimi uyguluyorlar.
İstatiski veriler kadınların son 20 yılda iş ve toplumsal yaşamdan yalıtılmaya, giderek eve kapanmaya başladığını gösteriyor. Bügün 'artık yeter' diyerek sokağa çıkan kadınların seslerine güç katarak örgütlü mücadeleye dönüştürebilecek emekçi kadınların katılımları olmadan bu tepkilerin sonuç vermesinin mümkün olmayacağını ancak böyle bir mücadelenin objektif koşullarının oluşacağını ortak deneyimleri gösterecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder